Vakit Devlet Vakti…

reklam
12 Eylül 2018 124 0
reklam

Tam 38 yıl önce bugün 1980 yılında gerçekleştirilen askeri darbe ile Türkiye, karanlık bir çağa tıkılmak istendi. Türkiye’nin üzerinde hain emeller besleyenlerin, devletin aklını yok sayarak kendi iradelerini ortaya koymak adına gerçekleştirdikleri darbe maalesef ülkede önemli bir düşünce ve fikir kaybına yol açtı. Diyalog ve iletişimin millet içerisinde tükenmesi, devlet idaresini yetkilerinde bulunduranların acziyetinin yarattığı boşlukta cereyan eden olayların acı fatularını milletin önemli bir kesimi halen daha hatırlamakta ve ödemektedir.

Elbette ki 12 Eylül darbesi, 27 Mayıs 1960 darbesi ve 12 Mart 1971 muhtırasının ardından Türkiye’nin yaşadığı en büyük ve kanlı tecrübe oldu. Bugün yeniden Türkiye karanlık çağlara dış güçlerin içeride ki uzantıları vasıtasıyla itilmek isteniyor. Elbette milletin devletine ve yine devletin milletine güveni çok yüksek. Lakin, bu güven ortamını huzursuz etmeye çalışanları görmezden gelmek sadece ahmaklık değil aynı zamanda gaflet, delalet ve hatta ihanet olacaktır. Bilindiği üzere 15 Temmuz 2016 ihanet girişimini herkes çok çabuk unuttu.

Bu  ihanet girişimi sonrasında atılan pozitif adımlar, devletimizin güçlü duruşu ve hızlı yenilenmesi ile Türkiye yarınlara daha güvenle bakan bir ülke oldu. Bugün siyasi otoritelerde her ne kadar tam bir birliktelik tayin edilememiş olsa bile, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında sergilediği dik duruş takdire şayan bir kahramanlık öyküsüdür.

Dünün acılarını ve kayıplarını çok iyi hatırlamalı ve milletçe balık hafızalı olmaktan kurtulmalıyız. Yeniden filizlendirilmek ve devlet içerisine yerleştirilmek istenilen ihanet tohumlarının kökünü kurutmalıyız. Türkiye’nin içerisinde bulunduğu zor günleri ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ bütünlüğü ile kavrayabilme ve aşabilme kudretini hem birey hem kurum hemde toplum nezdinde var edebilmeliyiz. Ekonomik kriz üzerinden yaratılmak istenilen soğuk savaş oyunlarını yabancı devletlerin çocuksu eğlenceleri kabul edebilmeli ve de 5 bin yıllık tarihi olan dev bir medeniyet olduğumuz gerçeğine uyanabilmeliyiz. İşte o vakit, devlet vaktidir!

Türkiye’nin dış gücü Bursa…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın en takdir edilir hareketi, ülkeyi hızla ve her kademede gençleştirme girişimidir. Genç ve güçlü bir Türkiye’nin var oluşu ile elbette hızlı ve de kararlı hareket edebilen bir devlet var edilmiş oldu. Bursa’dan bakıldığında karamsar görülen Türkiye ufkuna Ankara’dan baktığımızda Payitaht görmekteyiz. Velev ki, Londra başta olmak üzere Washington, Berlin, Moskova’dan bakılan Bursa’da genç ihracatçılar adeta ay gibi karanlık ekonomi ufkunu aydınlatmaktadır.

Bursa’nın en önemli sanayi bölgelerinden birisi olan Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nin sivil dinamizmi DOSABSİAD Başkanı İbrahim Öztürk ile kısa bir hasbihal etme fırsatı yakaladım bugün. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunum düzeyinde hazırladıkları dev projenin ayrıntılarını elbette onlar açıklayana kadar saklı tutmak boynumuzun borcu. Lakin, Bursa’yı Türkiye’nin yaklaşık 70 kentinden daha güçlü bir ihracat atağına sürükleyen DOSAB ailesini ve DOSABSİAD kardeşliğini ayakta alkışlıyorum. Genç ve dinamik bir isim olan İbrahim Öztürk, sadece icraatları ile değil aynı zamanda erdemli ve vatansever kimliği ile de saygınlığını iş dünyasında hızla kazanmış güçlü bir beyin.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay’dan sonra yine sanayi camiasından bir İbrahim’in sahalarda adeta rüzgar gibi esmesi sevindirici. Ve elbette BTSO Başkanı Burkay’ın sektör konsey başkanlarını değiştirme hamlesi ile ekonomi dinamiklerini güçlendirdiği yeni adımı çok başarılı. Bursa, bünyesinde var olan ihracat gücü sayesinde hem kent hem ülke ekonomisinin dinamosu olmuş durumda. Elbette ithalat sektörünü bekleyen tehlikeleri de kısa sürede doğru ve etkin çözümlerle bertaraf edebilecek tecrübeleri Bursa bünyesinde taşıyor. Türkiye’nin adeta dış gücü hatta amiral gemisi olma yolunda hızla ilerleyen kenti Bursa, bölgesel gelişmeleri tetikleyen güçlü bir sanayi ve ticaret ağının merkezi oldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile gerçekleşen otoban ve diğer projeler hayata geçtiğinde ve yine TEKNOSAB tam randımanlı çalıştığında göreceğiz ki, Bursa Dünya’nın caize merkezi olacak. Elbette BUTEKOM, BUTGEM, MESYEB, GUHEM gibi başarılı projeleri de unutmamak gerekiyor. MESYEB ile ‘kaliteli insan kalifiye personel’ anlayışını kente kazandıran Ramazan Karakök’e de Bursa çok şey borçlu. Kentin ötesinde ülke genelinde konuşulmaya korkulan kalifiye personel hususunu MESYEB ile çözüme kavuşturan BTSO Başkanı İbrahim Burkay’ın son olarak sektör konseylerinde gerçekleştirdiği başarılı değişim bize gösteriyor ki, Türkiye gençleştikçe kazanıyor.

reklam
BENZER KONULAR
reklam
Manşet
reklam
Social Media Auto Publish Powered By : XYZScripts.com